16.12.24 Hanoi/Beer Street
Gullit formalı, Vietnam formalı, bebek arabalı bir sürü insan akıyor sel gibi bir pazartesi akşamında Hanoi’de, Beer Street’te. Lokaller de var turistler de. Avustralyalı olduğu formasından belli küçük burunlu bir kızın yüzünü kaplayan gözlüğü büyük, yaşı ise küçük görünüyor ama bu onun bira içmesine engel değil. Bu gürültüde, Bia Viet adlı lokal birayı şişeden içiyor karşısındaki lokal kadınla -ki bu lokal kadında bende de olanın aynısından, Quechua’nın küçük lacivert çantası var- sohbeti koyulaştırma çabası içindeyken. Oturduğum barın adı Blues Bar. Karşısında Hanoi O’i adında bir bar, yan tarafında mavi puantiyeli beyaz elbisesiyle mavi saçlı bir kadın yüzünde oluşmuş tebessümle dans eder gibi bir figür sergilerken çiçekler ve küçük Vietnam bayrakları arasında bir beyaz güvercin göze çarpıyor. En tepede de şöyle yazıyor: TOI LA HA NOI. Artık ne demekse! Bir nevi Nevizade burası aslında. Sık çiçekler mor renkleriyle üst katlara ulaşmış. Hemen yukarı çaprazda Tom’s Bar var, Tom ve Jerry’den esinlenilmiş olduğu belli. Anı ölümsüzleştirmek için fotoğraf çekenler ve anın tadını çıkararak biralarını yudumlayanlar keyifli bir cümbüş halindeler, birbirlerinden habersiz ve bağımsız. Tıpkı çalan şarkıların varlığını anlayışımız ama iç içe geçmeyişleri gibi. Ayakkabı boyacısı küçücük dar alanda ayakkabı boyamayı nasıl başarıyorsa sokak satıcıları da her masaya ulaşmayı başarıyorlar, genelde sağa sola sallanan veya başka tarafa çevrilen kafalarla sonuç hüsran olsa da onlar için, yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmiyorlar yine de. Yardım etmeye de çabalıyorlar bu diyarda insanlar. Bense Tiger fıçı biramdan yudumlarken etrafı izliyorum sakin bir keyifle. Dazlak garsonun dar sokaktan geçmeye çalışanları kendi çalıştığı mekana çekmeye çalışırken tabureye hafifçe vurması ve onlar oturmayınca hayıflanması görülmeye değer. Hatta o dazlağın üzerindeki siyah kapüşonlunun önündeki Paris amblemini görünce özetini izlediğim maçta Auxerre kalecisinin panter kesilip Paris forvetlerine saç baş yoldurtarak maçı 0-0’a bağlayışı geldi aklıma. Ben de örneğin fotoğraf çekmeyi ve anı ölümsüzleştirmeyi seviyorum ama anı ölümsüzleştirmenin en güzel yolunun yazabilmek olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden yazabilirsem yazıyorum; gördüklerimi, hissettiklerimi, anladıklarımı, düşündüklerimi, anladığımı düşündüklerimi, düşündüğümü anladıklarımı! Bir şehrin ruhunu bilmek ara sokaklardan geçer. Sonuçta her şey devinim, düşüncenin hareketi ve hafıza…
Yorumlar
Yorum Gönder