13.11.24 KATHMANDU / NEPAL
Yak adlı hayvan varmış Nepal’de peyniri oluyormuş, lamaya benzermiş.
Kathmandu / Bakhtapur Square yolundayım. “Bakhtapur atalarının miraslarını!” Annem hiç çıkmamıştı yurt dışına, ama gitmek isteyeceği yerin Nepal olduğunu söylemişti eskiden. Artık ne görmüştü, ne düşünmüştü, ne hissetmişti bilmiyorum. Hiçbir şey kolay değildi. Şimdi de kolay değil. Zor zamanların başladığı sabahtan tam olarak 11 yıl 11 ay sonra senin için buradayım belki! Ve şimdi ben buradan ona selam gönderiyorum. Küçük Suzuki taksiler meşhur burada. Ara sokaklardan, bozuk yollardan şehrin sorunsuz keşmekeşinden kısa süreliğine sıyrılmayı amaçlıyor taksi şoförü. Çok fazla saygı yok gibi ama saygısızlık da yok, motorlarla verilen bir mücadele var yol alırken. Buda’nın doğduğu yerdeyiz, Buddha Air’e ait Nepal uçakları pistin köşesinde göze çarpıyor, ilginç şehirde tehlikeli bir noktada sayılabilir bu pist, aşağıda yoldan geçerken yukarıda pist görünmüyor, pistin bitiş noktasında park etmiş uçaklar görünüyor. Aşağısı uçurum değil ama yar olarak addedilebilir. Motor otoparkında park etmiş onlarca, yollarda ise yüzlercesiyle denk geliyorum motorların. Trafik sağdan akıyor. Şoför bir ara arkaya uzanıyor ve kapının tam kapalı olmadığından şüphelenerek sol arka kapıyı açıp kapatıyor. Kalabalıktan uzaklaşır gibi oluyoruz, bir okulun bahçesinde basketbol potaları fileli ve hemen yanında oldukça büyük bir futbol sahasında genç futbolcular antrenman yapıyor. Tekrar hemen bir ara sokakta buluyoruz kendimizi, otobüsler arasında ve tabii motosikletler. Her yerdeler, her köşeden çıkabiliyorlar. Ara sokaklardan geçerken buna ek olarak yayalarla da mücadele etmek durumunda kalıyor tüm sürücüler, çünkü kaldırımlar pek dar ve sürekli karşıdan karşıya geçen ve birbirine çarpmamaya çalışan, çarpsa da umursamayan insanlar var etrafta. Dün gördüğüm bir sahne geliyor aklıma. Budizm inanışına göre tapınağın önünden geçerken yere kapaklanıyordu insanlar bile isteye.
Kafa / Çene / Vücut ekseninde bir hareketleniş ve işaret ediş. Ellerini göğsünde birleştirip başının üstüne kaldırıyor, göğe işaret edip tekrar indirerek yere yüzü koyun uzanıyorlardı tapınağı tavaf ederken. Bu ara sokaklarda da birbirine çarpıp yere kapaklansa, yüzü koyun uzansa ve hemen inanışa geçse insanlar ilginç olurdu. Karışık bir ortamda bakkallar ve küçük yemek yeme yerleri dizilmiş yan yana. İnsanların durduğu, ereafı izlediği ve yürüdüğü bozuk kaldırımlarda horoz bile var. Ne ararsanız burada sanki.
Yorumlar
Yorum Gönder