25.4.24 7 Sorrento
04.00’da erkenden uyanış, uçakla Napoli rahat, trenle ise zor bulunuyor Sorrento istikameti, karşıya yanaşan tren mi acaba bizimki düşünceleriyle garantiye alma sorusuna cevabı net oluyor görevlilerin: “Sorrentoo! Sorrentoo!” O tren ki üzerinde çok kişinin resmi çizilmiş. Belki hiçbirini bilmiyorum ama birisi çok belirgin: Napoli’nin kralı Maradona. Yağmurla çıkıyoruz yola. Kocaman limonlar ve küçük mandalinalar ağaçlarda asılı, küçük evlerin trene bakan büyük, yeşil pencereleri açılmış, ev veya otel sakinleri yağmuru ve trenin geçişini izliyor. Pompei’ye kadar soru işaretleri ile eski trende yavaş, duraklamalı ama keyifli bir yolculuk yapıyoruz. Bulutlar çökmüş Vezüv’ün üstüne. İstikametimizi bulmamıza yarayan da Vesuviana hattı idi. Serie B takımı Juve Stabia’nın sarı lacivert bayrakları Via Nocera durağından önce bizi karşılıyor, evlerin balkonları ve sokaklar sarı lacivert bayrak ve flamalarla süslenmiş. Bir Limanı (Porto Salvo) geride bırakıyoruz. Bu kez daha büyük bir bayrak asılı limana yakın sokak arasında, üzerinde Stebiasa yazıyor. Bu civarda tek hakim onlar anlaşılan. 1000 yıllık eski binanın arkasında kalıyordu otelimiz, Hotel Mignon. Çok güzel bir arka bahçesi, limon ve portakal ağaçları. La Maison Douce’da güzel bir öğle yemeği, Zi Ntonio’da, tarihi binanın alt katında, Old Town’da güzel bir akşam yemeği. The Horse Shoe(At Nalı şekli çizilmiş t-shirtlerde since 1976 yazıyor.) adlı Irish Pub’da güzel müzik eşliğinde Birra Poretti(Birrificio Angelo) draft bira 🍺 LP-Girls Go Wild adlı şarkı Radio Monte Carlo adlı kanalda çalıyor büyük ekranda. 25 Nisan İtalya’nın Kurtuluş Günü’nün, bizim de bu bölgedeki ilk günümüzün sonuna gelirken barda asılı şu cümleyi beğeniyorum: “Please Leave Your Attitude At The Door.” Bu arada sanırım bugünler Happy St. Patrick’s Day. İrlanda için önemli bir gün, zannımca bir bayram. Bugünde kutlamalar yapılıyor İrlandalılar tarafından. Ve hem İtalya hem İrlanda hem de biz aynı gün kurtulmuş oluyoruz belki de kim bilir! Barda ünlülerle çekilen fotoğrafların paylaşılması belki bazı kesimler tarafından “varoş” bir hareket olarak değerlendirilir ama burada eski Premier Lig futbolcusu Andy Carrol ile çekilen bir fotoğraf dikkatimi çektiğinde yüzümü bir tebessüm kaplıyor. (Duran Duran ve peşinden John Legend-PDA çalıyor. Şarkının parantez içinde belirttiği cümle çok iyi: We Just Don’t Care!) Wild Boys geliyor aklıma ama çalan başka bir şarkısıydı. Alt yazılar burada da göze çarpıyor, Los Angeles’ta bir üniversitede, Gazza saldırılarına protesto amaçlı gösteride 93 gözaltı olduğu yazıyor, dünya kırılırken burada çiçekten güzel insanlar düşünmeden keyfine bakıyor, belki de denge anca böyle sağlanıyor bu zorlu dünya şartlarında. Savaş ve Barış. Dünya bizi her an, her gün şaşırtmaya ve kandırmaya devam ediyor. Barda yazan ve ancak şu an dikkatimi çeken yazıya iyice gülüyorum: Erkek fotoğrafı yanına “No Shirt No Service” , kadın fotoğrafı yanına “No Shirt Free Beer” yazılmış :) Şimdi de Bruno Mars-Locked Out Of Haven şarkısı giriyor devreye. “I’m Here For The Beer” belki diğer bira seçeneğim Magner’s adlı, İrlanda birası olduğunu düşündüğüm 50’lik şişe olacak. Barın arkasında, alt sıradaki dolapta da gözüme çarpan ve yandaki grupta bir hanımefendi tarafından içildiğini gördüğüm bu birayı da denemek istedim. Bir bar böyle olur dedirtiyor burası, her nereye kafamı çevirsem anladığım bu. Ve evet Magner’s Irish Cider ve 568 ml imiş. Buzlu bardak da önüme koyulmasına rağmen ben şişeden içiyorum. Bu arada mekanda Carlsberg’in yüzde 5; 7,2 ve 9’luk fıçı biraları olduğunu gördüm. Magners’e eşlikçi olarak ise 16 yıllık Lagavulin viski söyledim. Uzakdoğulu bir çiftle( erkek olan şort ve konç giymiş, lise yıllarım geliyor akıllara!) diyaloğa giren belki İrlandalı belki İngiliz bir çift, enerjiler yüksek, limonla birlikte çekilen fotoğraflarda pozitiflik herkese yansıyor. Soul Il Soul feat. Caron Wheeler / Back To Life(However Do You Want Me) şarkısı eğlenceye biraz katkı yapıyor sanki. İngiliz bir beyin Korelilere limon hediye etmesi manidar.
İtalyanca’da;
Azzuri : Hüzün,
Azzuro: Açık Mavi [Gök Mavi],
Forza: Güç demekmiş, Türkçe’de ise İtalyanca’dan gelen bu kelime “Forsa” halini almış ve hükümlü, tutsak, kürek mahkumu anlamına geliyor. Dünya, bize oynadığı oyunu diller aracılığıyla aktarıyor anlaşılan. Bu Gök Mavi’nin altında, dünyanın hüzünlü denizlerinde tutsak kalmış ve güçlü olduğunu sanan kimseleriz.
Yorumlar
Yorum Gönder